Güneşlenmek Faydalı Fakat Güneş Yanıkların Dikkat

Yaz mevsiminin kendini hissettirmeye başlamasıyla beraber, güneşe bağlı cilt problemlerinin sıklığı da artmaya başlıyor. Yaşam kaynağı olan Güneş hayatımızdaki birçok şey için vazgeçilmezdir. 

Deride ise güneş ışığı maruziyeti, bizler için çok önemli olan, D vitamini sentezini sağlar. Diğer yandan erken yaşlanmadan deri kanserlerine kadar birçok cilt rahatsızlığına sebep olabilmektedir. 

Bu nedenle yazın güneşten korunmalı mıyız? Ne kadar korunmalıyız? Eğer güneş yanığı oluşursa nasıl müdahale etmeliyiz? Bu soruların cevabı için güneş ışınlarının etkilerinden biraz bahsedelim.

Güneşten yayılan ultraviyole (morötesi) ışınlar 3 farklı tiptedir ve UVA, UVB ve UVC olarak isimlendirilir. UVC atmosferi geçemediği için yeryüzüne ulaşamaz ancak UVA ve UVB ulaşır. UVA ışınları yanık yapmak konusunda UVB'den daha az etkilidir ancak bu ışınlar UVB'nin aksine derinin alt katmanlarına kadar ulaşıp bu bölgedeki, deriye elastikiyet kazandıran yapıları tahrip eder. Dolayısıyla uzun süreli UVA maruziyeti erken yaşlanmayı tetikler. UVA ışınları yazın maksimum seviyede olsa da yılın her mevsimi cildi etkiler ve kıyafetten, camdan geçebilir.

UVB ışınları ise sadece derinin en üst kısmını etkiler. Etkisi yazın güneş ışınlarının dik geldiği 10-14 saatleri arasında maksimum seviyededir, kışın ise yok denecek kadar azdır. Kısa süreli maruziyet ciltte hafif kızarıklığa yol açarken uzun süreli tedbirsiz maruziyet ise ağrı, ödem ve su kabarcıklarına yol açar. UVA'nın aksine UVB camdan ve kıyafetten geçemez. Bilinçsizce fazla güneş ışığı maruziyeti güneş yanığının yanı sıra ciltte renk değişikliklerine, kılcal damarlarda artışa, foto alerjiye, güneşle tetiklenen pek çok deri hastalığına ve uzun vadede DNA hasarı sonucu deri kanserlerine yol açabilmektedir. Güneş hasarı birikici özelliktedir. Özellikle çocukluk yıllarında fazla güneşe ve güneş yanığına maruz kalmak ilerleyen yaşlarda tüm bu problemlerin sıklığını anlamlı olarak arttırmaktadır. Bu artış beyaz tenlilerde daha da belirgindir. 

Güneş'in deri üzerindeki yararlı etkilerine gelince, daha önce de bahsettiğimiz gibi güneş ışınları sayesinde derimiz D vitamini sentezler. D vitamini çocukluk çağında kemik gelişimi için çok önemli olmakla beraber ilerleyen yaşlardaki eksikliği de bir çok kanser türü ve kronik hastalık ile ilişkilendirilmiştir. Bu hastalıklara depresyon da dahildir. D vitamini sentezini sağlayan güneş ışını UVB'dir ve etkili olabilmesi için Türkiye şartlarında Nisan-Ekim ayları arasında öğlen vakti vücudun %25'inin (yaklaşık olarak eller, kollar ve alt bacak) açık tenlilerde yaklaşık 10-15 dk, koyu tenlilerde 20-30 dk kadar çıplak güneş ışığına (güneş koruyucu krem sürmeden ve cam arkasında olmayacak şekilde) maruz kalınması yeterlidir. Güneş aynı zamanda sedef hastalığı gibi bazı deri hastalıklarının tedavisinde de etkili olmaktadır. Burada gereken yanık oluşmayacak şekilde kontrollü güneş maruziyetidir. 

Güneşe eğer kısa sürede yoğun olarak maruz kalınırsa güneş yanığı meydana gelir. Bu ilk etapta kızarıklık, hafif ödem ve hassasiyet şeklinde kendini gösterir ki buna 1. derece güneş yanığı denir. Maruziyet devam ederse bölgede su kabarcıkları oluşmaya başlar. Bu noktada 2. derece güneş yanığından söz edilir. Çocukluk çağında 2. derece güneş yanıkları ilerleyen yaşlarda deri kanseri riskini arttırmaktadır. Yanık belirtileri genellikle güneş maruziyetinden 2-6 saat sonra başlayıp 24 saatte maksimuma ulaşır, yaklaşık 1 haftada da yanan bölge soyularak iyileşir. Yanık oluşmaması için güneşin gerektiği kadarına maruz kaldıktan sonra diğer zamanlarda mutlaka koruyucu önlemleri almamız gerekir. Peki bunlar nedir?

Yazın öğle saatlerinde güneşe fazla maruz kalmamak en basit uygulanabilir tedbirdir. Kıyafteler de açık renk, sıkı dokunmuş ve kuru olduğunda cildi güneş ışığından büyük ölçüde korumaktadır. Bunun dışında en önemli uygulama güneş koruyucu krem kullanımıdır. 



Bu konuda piyasada çok fazla seçenek mevcuttur. Güneş koruyucu kremlerin filtreleri kimyasal ve fiziksel filtreler olarak iki temel gruba ayrılır. Kimyasal filtreli kremler cilt tarafından emilir ve güneşin zararlı etkilerini bloke eder. Kozmetik olarak iyi tolere edilen, tortu bırakmayan, akışkan yapıda kremlerdir. Fiziksel filtreli kremler ise genellike mineral filtrelerden oluşur ve bariyer yaparak, güneş ışınlarını yansıtarak etki gösterirler. Cilt tarafından emilmemeleri bebekler, çocuklar ve hamilelerde daha güvenli olmalarını sağlamaktadır. Diğer yandan akışkanlıklarının az olması, ciltte beyaz tortu ve tabaka hissi bırakması kozmetik açıdan iyi tolere edilmemelerine sebep olmaktadır. Çoğu firma ise bu iki tür filtreyi bir arada kullanarak hem koruyuculuğu hem de kulanıcıların kreme uyumunu arttırmayı hedeflemektedir. Bir diğer önemli konu ise ultraviyole koruma faktörüdür. Kremlerin üzerinde belirtilen SPF değeri UVB koruyuculuğunu gösterir. Genellikle 30 faktör ve üzeri yeterlidir, ancak çok açık tenli ve hassas ciltlerde 50 faktörlük koruyucular tercih edilir. Yalnız biliyoruz ki UVA da her ne kadar direk olarak güneş yanıklarına sebep olmasa da tüm yıl etkili olmakta ve daha derin tabakalara etki ettiği için deri yaşlanması ve hücre hasarına sebep olabilmektedir. Bu sebeple güneş koruyucu alırken UVA koruması da (bu genellikle PPD değeri ile gösterilir ve SPF'den daha düşük bir değerdir) olanlar tercih edilmelidir. Ciltte lekelenme, deri kanseri öyküsü veya güneş ışığı ile alevlenen bir deri hastalığı varsa güneş koruyucu kullanımına yaz kış devam edilmelidir. Koruyucu kremler güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmeli ve 3-4 saatte bir yenilenmelidir. Günümüzde artık güneş koruyuculara kişinin ihtiyacına yönelik farklı içerikler de eklenmektedir. Örneğin vitiligo veya deri kanseri öyküsü olanlarda antioksidan etkili, akneli ciltlerde ciltteki yağ dengesini düzenleyici, lekeli ciltlerde leke oluşumunu azaltıcı, kızarıklık problemi olan ciltlerde kılcal damarları küçültücü etkili maddeler güneş koruyuculara eklenerek güneşin zararlı etkilerinden korunma sağlanırken hastaların tedavisine de destek olunabilmektedir. Güneş koruyucu seçerken size en uygun ürünü bulabilmek için dermatoloğunuza başvurun.    

Peki güneş yanığı olduğunda ne yapmak gerekir?

Öncelikle güneşten uzaklaşılmalıdır.Yanan bölgeyi rahatlatmak için diş macunu, yoğurt gibi maddelerin uygulanması son derece yanlıştır.  Kızarık bölgeye, hassasiyet geçene kadar günde 3-4 kez soğuk su ile ıslatılmış temiz ince bir bez serilerek 10-15 dakika yaş pansuman yapılması ve soyulma bitene kadar, 1 hafta 10 gün süre ile, sık sık su bazlı bir nemlendirici kullanılması genellikle 1. derece yanıklarda yeterli olur. Su toplayan 2. derece yanıklarda veya yanık bölgesinde aşırı ödem ve ağrı olması durumunda mutlaka vakit kaybetmeden bir dermatoloğa başvurmak gerekir. Zamanında tedavi ile hem yanığın ilerlemesi durdurulabilir hem de yara minimal hasarla iyileşir. 

Önümüz yaz, eğer güneşlenmenin zararının faydasından çok olacağı bir hastalığınız yoksa, kısa aralıklarla haftada bir kaç kez güneşe çıkmakta yarar var. Diğer zamanlarda önerilerimiz doğrultusunda korunun. Güneşiniz bol olsun.